Aylık Arşiv: Eylül 2009

Çin Takvimine Göre Gebelik; Tahmin mi? Yoksa Bilim mi?

hamile-300x224

Ulturason icad olmadan evvel cinsiyetlerin doğumdan önce belirlenmesi bazı hurafe yöntemlerle olurdu. Bunların kimisi günümüze kadar gelmiştir. “Ye ekşiyi doğur ayşeyi, ye tatlıyı doğur atlıyı” atasözü veya karnı yuvarlak ise kesin erkektir tezi gibi…Bunların belli bir oranda gözleme dayandığını düşünürsek bilimsel bir tarafının da olduğunu kabul etmemiz gerek. Ancak her halde bunların kesinliğini bilimsel yöntemler ile karşılaştırmamız mümkün değil. Lakin henüz kaynağı bile belli olmayan bir cinsiyet belirleme yöntemi varki yüzlerce yıllık bir birikimi olduğu iddiası ile ortaya çıkıyor; Çin Takvimi.
Etrafımızda “çin takvimine göre…” diye başlayan ve hayretler içinde bırakan cümleler duyarız. Erkek demiş erkek olmuş, kız demiş kız olmuş. Bunun bir denk gelmeler zinciri mi yoksa gerçek mi olduğunu tespit edebilecek herhangi bir bilimsel yöntem henüz mevcut değil. Ancak bir bakmakta fayda var elbette. 5000 yıllık Çin gözlemi böyle diyorsa vardır her halde bir bildiği.
Annenin yaşına ve hamile kaldığı aya göre sonuç çıkartan çin takvimini aşağıda değerlendirmelerinize sunuyoruz. Kim bilir belkide etkili bir yöntemdir ve muradınıza erersiniz. Ancak unutmayın, sizin için en büyük murad sağlıklı ve hayırlı bir evlattır…En çok bunu dileyin.

gercek-cin-takvimi-2

Düşün gerçeğe dönüştüğü milat; Annelik Halleri

Annelik Halleri-Nilüfer Kas

Anneleri en iyi anneler anlar. Anneliğin insanı başka bir insana dönüştüren ve halden hale koyan yapısını işleyen güzel bir kitap, tavsiye olunur:)

Bebeklerde Kusma

kaşıklı bebek

Özellikle ilk bebeği olan annelerin en çok endişelendikleri konulardan biridir, bebeklerinin kusması. Ancak bu konu özellikle yenidoğan döneminde çok da endişelenecek bir durum değildir. Çünkü doktorlar yenidoğan döneminde görülen kusmaların çoğunun bebeğin fizyolojik tepkilerinden biri olduğunu, bebeğin karnının doyduktan sonra ortaya çıktığını söylemektedir. Bunun nedeni bebeğinizin yemek borusu ile mide arasındaki kapağın olgunlaşmaması. Bebeğiniz daha büyükse beslenme sırasında hava yutmasından da kaynaklanıyor olabilir. Kusmaların çoğunun normal ve geçici olduğu vurgulanırken buarada olabilecek bazı rahatsızlıkları da gözardı etmemek gerek.

Mesela reflü denilen rahatsızlık bebeklerde de görülebiliyor. Ya da bebeğiniz zorlanarak ve fışkırtarak kusuyor, öğürüyor, huzursuzluk yaşıyor, renginde solma görülüyorsa bu durum bir hastalığı belirtisi olacağından acilen bir doktora başvurmak gerekiyor.

Kusmayı Engelleyecek Bazı Öneriler:

*Bebeğinize çok fazla ve ısrarla yemek vermeyin.

*Yeni beslediğiniz bebeğinizi hoplatma, zıplatma gibi oyunlardan sakının.

*Bebeğiniz ağzını açıyor diye, ağlarken yemek yedirmeyin.

*Bebeğinizin gazını sık sık çıkarmaya çalışın.

*Çok gazı olan bebeklerde kusma fazla görüldüğünden gaz giderici rezene ya da papatya gibi bitki çayları verebilirsiniz..

Altını Islatan Çocuklar

En kötüsü onların üzgün üzgün bakışları…

uzgun_cocuk

Çocuklarda altını ıslatma çok sık rastlanan bir ancak sıradan olduğu kadar da önemli olan bir sorundur.Tabiki bu durumla karşı karşıya kaldığımızda hemen telaşa düşmek ve endişelenmek de doğru bir durum değil. Bilindiği üzere pek çok çocuk özellikle dikkatini bir konu üzerinde yoğunlaştırdıkları zaman altını ıslatma sorunu yaşayabilir.

Dikkat çekecek ölçüde bir sıklıkta altını ıslatan bir çocuğun bu sorununu gidermenin yolu pisikolojik, fizyolojik ve aile desteği gibi alanların beraber incelenmesini gerektirecektir. Bu durumla karşı karşıya kaldığımızda  ilk yapacacağımız iş sakinliğimizi korumak ve çocuğumuza gereksiz gerginlikler yaşatmaktan kendimizi alıkoymaktır.

Bu konuda yapılacak ilk iş sorunun hiç oluşmamasını sağlamaktır. Bunun için de tuvalet eğitimine çocuğunuzun gerçekten hazır olduğunu düşündüğünüzde bir doktorun da desteğini alarak başlamanız gerekir. Çocuğun erken yaşta tuvalet eğitimini tamamlaması toplumumuzda ailenin başarısı olarak görülmekte bu da doğru bir değerlendirme yapılmasına engel olmaktadır.

Anatomik bozukluğu olmayan bir çocuk 1.5-4 yaş arasında çişini tutmayı, söylemeyi, yardımlı yada yardımsız tuvalete çiş yapmayı öğrenir. Bu çocukların  büyük bir kısmı gece de çişlerini tutmayı ve sabahleyin uykudan altları kuru olarak uyanmayı becerirler. Gündüz saatlerinde çişini tutmayı öğrenen ve alt bezinden kurtulan çocukların bir kısmı gece uyku sırasında ise çişlerini yapmaya devam ederler. Alt ıslatma olayı, çişini tutamayıp küçük miktarda kaçırmanın ötesinde idrarın tümünü boşaltmak biçimindedir. Anneleri ertesi sabah iç çamaşırı, pijama ve çarşaflarını hatta şiltelerini ıslak bulurlar.

İlkokul çağına kadar kısmen hoşgörülen bu durum, ailenin olduğu kadar çocuğun kendisi için de önemli bir sorun halini alır. Küçükken giderilemeyen bu sorun yaş ilerledikçe daha büyük  sıkıntılara sebep olabilir. Ne kadar erken giderilirse o kadar iyidir.

Alt ıslatmanın fiziksel sebepleri arasında şunlar sayılabilir:

  • Kalıtımsal sorunlar,
  • İdrar torbasının yeterince büyümemiş olması-bu çocuklarda gündüz de sıklıkla çiş yapma eğilim vardır,
  • İdrar torbasında normalde olmaması gereken, bilinç dışı gelişen kasılmalar,
  • Uykunun derin olması
  • Hormonal sorunlar

Alt ıslatma konusunda değerlendirmeler ve çözüm önerilerinin genel kaynaklardan derlemesi…

  • Her 5 çocuktan biri Türkiye’de gece yatağını ıslatmakta.
  • Bu hastalığın tedavisi büyük önem taşıyor. Tedavi edilmediği taktirde hem psikolojik sorunlara yol açıyor, hem de böbreklerde ağır hasara yol açıyor.
  • Son yıllarda gece işemelerinin tedavisi yeni gelişmeler sayesinde mümkün.
  • Korkutarak ve ceza vererek bu sorunu gidermek ters tepebilir.
  • Tedaviye fiziksel bir problem olmadığından emin olunarak başlanmalıdır. 5 yaşından sonra başlanmaması tavsiye edilir.
  • Çocuk her türlü tedaviden önce bilgilendirilmeli ve hazırlanmalıdır.
  • Çocuğun çiş yapma alışanlıkları iyi incelenmeli ve bu konuda geliştirmiş olduğu korkular varsa belirlenmelidir.(Çocuklar tuvalette bir canavar olduğuna inanmış olabilirler…gibi)
  • Çocukların ruhsal durumlarının sorunun kaynağı olduğu düşünülüyarsa etrafındaki gerginlikler azaltılmalı.
  • EN ÖNEMLİSİ DOKTOR TAVSİYESİ, AİLE DESTEĞİ VE SABIR

Çocuklarda Sorumluluk

Çocuklarımızın büyüdüklerinde sorumluluk sahibi, olgun birer erişkin olması bizler için çok önemli. Ancak hepimizin çevresindeki kötü örnekler bize gösteriyor ki insan yaş sahibi olmakla sorumluluk kazanıp olgunlaşmıyor. Nice büyümüş insanın çocuk gibi davrandığını görebiliyoruz.

cocuk-sorumluluk-ev-isleri-3

Çocuklarımız bir anda erişkin olmuyorlar, erişkin olmayı zamanla öğreniyorlar. Aynı şekilde sorumluluk sahibi olmaları da bunu öğrenmeleri ile mümkün. Hiçbir öğrenim ise sadece anlatma ile olmuyor, öğrenen bireyin deneyimlemesi gerekiyor. Bundan dolayı çocuklarımıza sorumluluk vermemiz gerekiyor. En azından kendilerinin bu yöndeki taleplerine engel olmamamız gerekiyor.

Bir çocuğun sofraya bir tabak taşıması, hiç ihtiyaç duymadığını halde herhangi bir konuda fikirlerinin alınması, kendi giyimleri hakkında seçimlerinin onlara bırakılması…vs. Bütün bunlar aslında çok küçük şeyler. Bu küçük uygulamaları size saçma gelmesinden dolayı yada önem vermemekten dolayı yapmazsak hayatı boyunca onların aldıkları yanlış kararlardan hatta alamadıkları kararlardan dolayı sorumlu olmaz mıyız?

Çocuklarınıza verilebilecek her türlü sorumluğu verin. Sadece istemek olmaz, onlar için çaba sarf edin.

Güzellik Sırrı; Altın Oran

image001

Bayanlarda güzellik kavramı gündelik yaşantının oldukça büyük bir bölümüne hakim olan çok ciddi bir konudur, şakaya gelmez. Güzellik bir bayan için o kadar gündelik bir konudur ki güzelliğe bilimsel verilerle yaklaşmak ve onu matematik bir değerlendirmeye sokmak ilk başta oldukça saçma gelebilir ancak bilim insanlarına göre hayatın her alanında olduğu gibi bu kavramında matematikte bir karşılığı mevcut; altın oran
Altın oran, doğadaki güzellik ifadesi olan sayısız canlının ve cansızın yapısında bulunan özel bir orandır. Doğada bir bütünün parçaları arasında fark edilen, yüzyıllarca sanat ve mimaride uygulanmış, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır. Doğada en belirgin örneklerine insan vücudunda, deniz kabuklularında ve ağaç dallarında rastlanır.
Ezelden beri doğada mevcut olan bu oranın ilk olarak ne zaman tespit edildiği ve kullanılmaya başlandığı net değildir. Platon’a göre kozmik fiziğin anahtarı bu orandır. Altın oranı bir dikdörtgenin boyunun enine olan “en estetik” oranı olarak tanımlayanlar da vardır.
Bilim insanlarına göre tüm erkek ve bayanların peşinden koştuğu güzellik kavramının tam karşılığı olan bu oran şudur: 1.618033988749894… dür. (noktadan sonraki ilk 15 basamak)

Peki bu oranı bilmek bizi güzel olmak için saatlerce ayna karşısında kalmaktan kurtarır mı? Elbette Hayııır! Bilim bir yana süslenmek bir yana ;)
Öyle değil mi?

Ramazan Bayramınız Kutlu Olsuuun!

seker1

Beraber olmanın kıymetinin her geçen gün arttığı bu günlerde birarada kutlu ve mutlu bayramlar dileriz..

Hayatı Seyreden Çocuklar

1

“Sadece birazcık nefes almak istiyorum!!” gibi cümleler çocuk yetiştirirken pek çok defa sarf edilir. O sizin çok kıymetliniz an gelir, kaçmaya çalıştığınız bir uzvunuz oluverir.(Hele bir de babadan hayır yoksa :( . ) Eee ne yapacağız şimdi. Birden televizyon imdadınıza yetişir ve artık çocuğunuz artık uysal bir kedi oluverir. Ne kadar kolay değil mi? Gerçekten bu kadar kolay olması normal mi?
Çoğu anne için çocuk televizyonları birer kurtarıcı olarak görülür. Onların sayesinde anneler kendilerine vakit ayırır, çocuklar sihirli bir şekilde yemekleri dolu dolu yer vs. Ancak çocukların televizyon seyretmesinin kontrol altına alınması pek çok uzmanın hemfikir olduğu bir husustur. İlk başta eğitici olmak gibi masum bir iddia ile çocuğumuzun hayatına girmesine müsade ettiğimiz bu kanalların çok seyredilmesi zamanla çocukların üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.Yetişkin ve çocuk kanallarının zararlı etkilerin bazıları şunlardır:

-Hayal gücünün ve yaratıcılığın azalması

-Oyun oynama becerisinin azalması

-Çözüm üretme becerisinin azalması kolaycılığa kaçan davranışların gözlemlenmesi

-Değer yargılarının sağlıklı olarak gelişememesi

-Yetişkinlerin kaldırabileceği kimi imgelerin çocuklarda korkular geliştirmesi

-Beslenmesine yardım amacıyla seyrettirilen kanalların yarattığı beslenmede farkındalık kaybı ve bunun ilerleyen yaşlarda beslenme bozukluğu olarak ortaya çıkması

-Televizyonda şahit olunan şiddetin çocuklar tarafından taklit edilmesi yolu ile şiddetin içselleştirilmesi

-Ailevi bağların zayıflaması

-Sosyal becerilerin gelişmesinin gecikmesi ve bunun ileride insan ilişkillerinde zayıflığa sebep olması

-0-3 yaş çocuklarda konuşma sürecinin yavaşlaması

-Hormon dengesinde bozulmanın fiziksel sorunlara sebep olması

-Uyku bozukluklarına yol açması

Bu zararların devamını getirmek mümkün. İşin aslı her geçen gün bu konuda yapılan yeni çalışmalar yeni zararları ortaya koymakta. Bilhassa 0-3 yaş çocukların televizyon seyretme alışkanlıkları zamanla gerçek ile kurgu arasındaki ayrımın çocuklarımız tarafından algılananmamasına sebep olmakta. Bu algı kayması ise onların hayatı herhangi bir televizyon kanalını seyreder gibi seyretmesine ve kimi zaman göz temasını bile kurmakta güçlük çekmesine sebep olmakta. Ne acı değil mi? Tamda hayatın asıl kahramanları olduklarını öğrenecekleri vakitte sadece hayatı öylece seyrediyorlar.

Buna mani olmak elbette sizin elinizde, çocuklarınızı televizyona kaptırmayın!

Annelik Sadece Hormon Mudur?

annebebek

Gebelik esnasında vücutta oluşan başkalaşımlardan sorumlu olan başlıca hormon prolaktindir. Prolaktin, hipofiz bezinin ön lobu tarafından salgılanan iç salgı hormonudur. Gebelik sırasında öbür içsalgı hormonları tarafından tam olarak gelişmeleri sağlanmış meme bezlerinden süt salgısını uyaran prolaktin, öbür hipofiz maddeleri olmaksızın etkisini gösteremez.
Süt salgısını uyarmasının yanı sıra, cinsel bezleri, gonadotropin salgılanmasını, böbreklerden su, sodyum ve potasyum atılmasını da etkiler. Aşırı salgılanması, böbreklerde çeşitli bozukluklara yol açabilir.
Bilim insanları annelik duygusunu da bu hormona bağlamaktadır. Ancak annelik duygusunu alelade bir hormona bağlamaktansa bu hormonun o yoğun duyguların bir neticesi olarak düşünmek ve asıl olanın kaynağı kestirilemeyen o güzel duygunun gizemli kalması anneler için daha kabul edilebilirdir. Dünya üzerinde kimi olaylar kesinlik kaldıramazlar. Mesela aşk kaç kişi tarafından ölçülebilir bir büyüklük olarak tanımlanabilir. Oysa ki oda bir hormonsal değişim neticesinde gözlenen davranış değişikliği plarak tanımlanmaktadır. Gelin bunu Leyla ile Mecnuna anlatın :) Annelik de kimi maddi ölçülere sığmayan yoğunlukta bir başkalaşımdır.
Bilimin hala bilmediği şeyler olduğunu düşünmek sanırız biz annelein en büyük tesellisi, öyle değil mi??

Göbek Yağlarınızı Eritmek İçin

Herbalist Suna Dumankaya, göbek yağlarından şikayet edenlere bitkisel bir masaj öneriyor. Ancak göbek yağlarınızı eritmek için sadece masaj yeterli olmayacaktır ayrıca spor ve egzersiz yapmanızda fayda var.

gobek

Mazlemeler: limon suyu, susam yağı, biberiye yağı ve okaliptüs yağı

Birer çorba kaşığı limon suyu, susam yağı, biberiye yağı ve okaliptüs yağını karıştırın. Yağlarından kurtulmak istediğiniz sorunlu bölgeye dairesel hareketlerle masaj yapın.

 

Sayfa 1 - Toplam 2 Sayfa12
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes