Çocuklarımız o duran, ağlayan, konuşan, koşuşan. Nedir onlara kişilik kazandıran? Bu kolay kolay yanıtlanabilecek bir soru değil..
Çocuklarımız birer kayıt aleti aslında ve bilmem kaç bilgisayarın bir araya gelip derleyeceği veriyi bir çırpıda sindiriveriyor ve daha dün “agu” derken birden “anne kalk” diyebiliyorlar. Uzmanlar insanın 0-3 yaş arasını en zeki dönemi olarak tanımlıyor. Bu dönemdeki bir bebek daha önce hiç bilmediği bir dünya ile karşılaşıp daha önce hiç karşılaşmadığı sorunlara çözümler üretebiliyor.
Çocuklarımızın duyduklarını, gördüklerini kısaca deneyimlerini nasıl kayıt ettiklerini en iyi anneler bilir. Çocuğunuz sizin çoktan unuttuğunuz bir eşyanın yerini gider bulur yada sizin ne zaman söylediğinizi dahi hatırlayamadığınız bir kelimeyi büyük bir ustalıkla kullanıverir. Hatta bu sayede kimi zaman sizi bile tongaya düşürür:) Bu kayıtlar çocuklarımızın kişilik gelişiminde önemli bir yer tutumaktadır. Araştırmalar insanın genleri ile taşıdığı kimi özellikleri bulunduğunu göstermiştir. Ancak bir çocuğun her hangi bir davranışı içselleştirmesi ancak o konuda özenle eğitim verilmesi ile sağlanabilir. Dolayısıyla çocuklarımızın hayattaki ilk eğitmenleri olarak evlatlarımız için ne kadar önemli bir konumda olduğumuzu unutmamamız gerekir.
Kimi zaman yemek yedirmek yada zamanında uykusunu alabilmesi için belli bir saatte uyutmak gibi hususlar eğer bu konuda takıntılı davranılırsa eğitmenlik özelliğimizin önüne geçebilmektedir maalesef. Aslında gerçekten de önemli ve iyi takip edilmesi gereken uyku, yemek vs. türü eylemlerin sorunsuz olmasını çok fazla önemser ve bu konuları iyi bir anne olmanın gereği olarak görürsek zamanla bu eylemlerin çocuğumuz ile aramıza mesafe koyduğunu dahi kaçırabiliriz. Bu da aslında daha öncelikli olan eğitim vazifemizi aksatabilir. Çünkü eğitim için bize en çok gerekenşey iletişimdir.
Eğer yetişmekte olan bir çocukla işletişimden bahsediyorsak ortada önemli bir dil sorunu olduğunu bilmekte yarar var. Sular seller gibi konuşan bir çocuğun bile kullandığı kelimelerin karşılığı sizdeki kadar net değildir. Bu durumda iletişimin neredeyse tamamının eylemler ile olacağı kesindir. Bu da demek oluyor ki bir konuda çocuğunuzu eğitmek istediğinizde öncelikle onda yaratmaya çalıştığınız alışkanlıkları kendiniz edinmelisiniz. Çocuğunuza pek çok kere “Yerlere çöp atma!” deseniz bile sizden göreceği buna aykırı bir davranış onun bu konudaki eğitimini yerle bir eder. Dahası sizden görmüş olacağı tutarsızlık çok daha kötü bir sonuç doğurur.
Çocuklarımızın o yeni yeni beliren kişilikleri anılarının ve deneyimlerinin üst üste binmesinden oluşan bir piramid. Bu anıların en çok bize dair olduğunu ve en çok bizden gördüklerini deneyimlediklerini unutmadan onlara olabildiğince tutarlı bir şekilde ve her konuda örnek olmalıyız.
Biz en iyi örneği onlara göstermeden onlardan şikayetçi olabilir miyiz??










