İLK BAKIŞ İLK GÜLÜŞ
Ve açtım gözlerimi..ilk ışıklarına günün,
O ilk endişelerime son verdi gülüşün..
Bir dünya ki korkular yağdıran üzerime
Bir bakışın vardı huzur veren içime.
O bakış ki bana cesaret.. “Hayata varım! dememe.
Murat Erkal

Annem
Sevgi yumağımdın gönül burcumda,
Hayat ufkum idin gönül bağımda,
Uykusuz gecelerde hep yanımda,
Hayat seni görmekle başladı annem.
O çakan şimşeklerden korkarken,
Sıcak kucağına yaslanıp ta ağlarken,
Hastalanıp yataklara düşerken,
Hep yanımda ki sendin annem.
Gelirken ben okuldan karşılardın kapıda.
İlk mektebim bitince göndermiştin gurbete.
O zaman anlamıştım ilk özlemini.
Senin özleminle kavrulurken annem.
Muzaffer Önler
Anne Bak ÜşüyorumAnne bak üşüyorum
Isınmak istiyorum
Kucağın nerde anne
Şefkatin nerde
Kucağın nerde anne
Şefkatin nerde
Ellerin nerde anne
Yalnız gecelerimde
Sokulduğum göğsün
Ve içimde gülümseyen
Yüzün nerde
Nerde anne
Rüyalarımın en güzel yanı
Yalnızlığım anne
Sensizliğim nerde
Neden ellerin donmuş
Neden gözlerin ölmüş
Fakat sen kimsin
Anne sen kimsin
Anne neredesin
Soruyorum bak anne
Korkuyorum
Şeker karamela istemiyorum
Çizgi film oyuncak istemiyorum
Anne sana geliyorum
Fakat ellerin donmuş
Fakat gözlerin ölmüş
Anne sen kimsin
Anne nerdesin
Soruyorum bak anne
Korkuyorum
Korkuyorum
Anne bak üşüyorum
Isınmak istiyorum
Kucağın nerde anne
Şefkatin nerde
Bu yaldızlar
Bu yapma kuşlar
Bu yalancı memeler
Bu naylon bebekler
Düşümde bir dağ görüyorum
Üstünde çiçekler
Anne bak ölüyorum
Anne ölüyorum
Anne
Ölüyorum |
|
Özlem Özbek
| Doyamadım Anne
Türlü nimetler yedirip içirdin bana,
Sütüne doyamadım Anne
Kucağında sırtında dünyayı gezdirdin,
Gözlerine doyamadım Anne
Ateş odun yaktın ısıttın tenimi,
Sıcaklığına doyamadım Anne
Türküler şarkılar ezberledim,
Ninnilerine doyamadım Anne
Elim,Ayağım, Başım üşümedi,
Şefkatine doyamadım Anne
Büyütene kadar ne acılar çektin,
Gülüşüne doyamadım Anne
Kuş Tüyü yataklarda yatırıp büyüttün,
Göğsüne doyamadım Anne
Kimler sevip okşadılar yanağımı,
Öpücüklerine doyamadım Anne
Türlü hastalıklar geçirdim,
Hekimliğine doyamadım Anne
Biri, beşe bölüp yedirdin bize,
Adaletine doyamadım Anne
Hatırlarmısın ilk yürüdüğüm günü,
Gözyaşlarına doyamadım Anne
Askerden geldiğimde,senin oldu dünyalar,
Coşkuna doyamadım Anne
Allahın takdiri,doğduk öleceğiz
Ak saçlarına doyamadım Anne
Örttüler üstüne kara toprak,
Mezar taşını koyamadım Anne
Yılmaz Sertbaş |
|
|

|
|
Anacığım
—Anneme ve bütün annelere—
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Kaç geceler bana ninni söylerdi
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Uzun kış geceleri masal masaldı
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım
Selam sana Anneler Günü İstanbul’dan
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan
Vefalı ellerinden öperim anacığım.
Ümit Yaşar Oğuzcan

Ağlama Annem
Ağlama annem,
Sil gözyaşlarını.
O kara gözlere yakışmıyor nem,
Buğulandırma bakışlarını…
Bırakma tut gözyaşlarını,
Kaçırma benden bakışlarını…
Böyle yapma anne,
Bırakma kendini,
Etme virane…
Yapma annem, ne olur ağlama,
Ağlayıp da gönlünü dağlama…
Çağlayanlar ol ama çağlama…
Üzülme annem,
Giden geri döner elbet.
Sen sıkma canını,
Yalnız hakkını helal et…
Gidiyorum annem,
Çok uzaklara gidiyorum…
Bu bayrak sana hediyem,
Ruhumu vatana teslim ediyorum…
Ahmet Turan Solak
Özledim Anne
Gurbetin ışıkları gönlümü aydınlatmıyor anne
Toprağı buram buram mis gibi kokmuyor anne
Gurbetin hiçbir nimeti beni mutlu etmiyor anne
Gözlerimin önünden yurdumun hiçbir şeyi gitmiyor anne
Duygularım kördüğüm olmuş gözyaşım gelmiyor anne
Şakır şakır konuşan dilim şimdi konuşmuyor anne
Ne geceler ne de gündüzler geçmiyor durmuş sanki anne
Sevdiklerim aklıma geliyor adlarını söyleyemiyorum anne
Nereden çıktı gurbette yaşamak bilemiyorum anne
Ölüme yavaş yavaş gidiyorum sanki anne
İnsanlar somurtmuş telaşlı hep izdiham içinde anne
Ne olacak benim bu halim şaşırdım kaldım anne
Gaz lambasının ışığını özledim anne
Gurbetin rengareng projektörleri mutlu etmiyor beni anne
Kuru ekmeğimi çorbaya doğradığım günleri özledim anne
Koyun yoğurdundan yapılmış buz gibi ayranı kana kana içmeyi özledim anne
Gurbetin albenisi güzel ama içimi güldürmüyor anne
Buranın rüzgarları bir hoş esmiyor serinletmiyor anne
İnsanların bakışları ürkütüyor beni küstürüyor anne
Ne yersem yiyeyim lezzet alamıyorum anne
Adım çıktı zengine mutlu fakirliğimi arıyorum anne
Helal kazanılmış lokmaları arar oldum anne
Bu genç yaşımda kamburlaştı belim yüzüm asık anne
Manevi zenginliğimi kaybedeceğime üzülüyorum anne
Soframdaki bereketi evimdeki eski huzurumu özledim anne
Büyüklere saygılı küçüklere sevgili olmayı arıyorum anne
Ahde vefayı ihlası ve bir lokmayı birlikte paylaşmayı özledim anne
Maheretli ve nasırlı ellerinden öpmeyi özledim anne
Süzülmüş mercimek çorbasını kaşıklarken buharındaki mutluluğu özledim anne
Bismillah ile başlayıp Elhamdulillah diyerek sofradan kalkmayı özledim anne
İnsanların canı gönülden birbirlerine gidip gelmelerini özledim anne
Mevlana nın dediği gibi ‘ya göründüğün gibi yada olduğun gibi görün’ olanları özledim anne
Yapmacık hareketler kendine iyi bak cümlesi bana yavan geliyor anne
Dostça kucaklaşmayı kucaklaşırkende samimiyeti özledim anne
İçi boş olan görüşelim tamam mı cümlesini sevmiyorum anne
Erkekçe el sıkışmayı sevdiğini asla yarı yolda koymamayı özledim anne
Güneşte ısınmış su ile yıkanmayı özledim anne
Komşuların dayanışmasını birbirlerine yemek göndermesini özledim anne
Herkesin kendi kapısının önünü yıkayıp temizlemesini özledim anne
İnce uzun sokakların güzelliğini özledim anne
Gurbette ölmek hoşuma gitmiyor korkuyorum anne
Bir Fatihanın okunup okunmayacağını düşünüyorum anne
Mezarımın üstünde kuşların cıvıldaştığı bir ağaç istiyorum anne
Bunları hep tasavvur etmekten gurbet hayatı beni uyutmuyor anne
Tezek dumanının tütmesini çeşitli hayvan seslerini özledim anne
Tezek ateşinde pişirilen yemeklerin damakta bıraktığı lezzeti özledim anne
Kırlarda kor ateşte demlenen kaçak çayın tavşan kanına benzemesini özledim anne
Başımı dizlerine koyup şekerlemeyi özledim anne
Kim ne derse desin ben patika yolların tozunu özledim anne
Ben bir bağbancının her geçen yolcuya salkımlarca üzüm vermesini özledim anne
Ben insanların selamlaşmasını kolay gelsin bereketli olsun demelerini özledim anne
Ve ben kuşların insanlardan ürkmeden özgürce uçmalarını özledim anne
Bu hayata alışamadım soluğum kesildi takatim tükendi anne
Yarını karanlık geleceği meçhullerden oldum anne
Kavuşmak için eski günlerimdeki mutluluğuma hep dua ediyorum anne
Başka annelerin şefkati beni tatmin etmiyor yorgunluğumu gidermiyor anne
Babamın yorgun argın işten gelirken gözlerindeki mutluluğu ve sevinci özledim anne
Biz çocukların etrafında dönmesini ve hoş geldin babacığım demeyi özledim anne
‘Bugün çok yoruldum taş duvar inşaatında çalıştım ama yinede şükürler olsun’ demesini özledim anne
Yıldızları bir bir saymaya çalışırken derin uykuya dalmayı özledim anne
Bahar gelince gül bahçelerinden gül toplamayı özledim anne
Topladığım gülleri öğretmenime vermeyi ve başımın sevgiyle sıvazlanmasını özledim anne
O şevk ile eve geldiğimde ekmeğimi gün pekmezine bandırarak karnımı doyurmayı özledim anne
Sonra da musluktan akan hamravat suyundan doyasıya içmeyi özledim anne
Sınıfın en çalışkanı olmak için harcadığım gayreti özledim anne
Ödevlerimi yapabilmek için büyüklerimin bilgilerine danışmayı özledim anne
Sonra da ödevimi yapmış olmamın rahatlığını ve sevincini özledim anne
Ödevler kontrol edilirken ‘afferin en güzeli seninki olmuş’ denmesini özledim anne
Ve öğretmenimin sadakatini, annemsi şefkatini ve de takdirini özledim anne 19/10/2004
|
|
|
İbrahim Halil Demir
|
bütü annelerin anneler günü kutlu olsun